şehrin melodisi

Herkes yorgunluğun, bitkinliğin suçunu bu şehire atıyordu. Şehrin gürültüsüne, kovaladığımız ve bazen yetişemediğimiz zamana atıyorduk suçu. İstanbul bizi her haliyle kucaklıyordu. Öyle bir kucaklamıştı ki, bizi içine almıştı. Nankörlüğümüze rağmen bizi seviyordu. Bu koca şehirin ortasındaydı nefes aldığımız yer. İki kıtanın hikayesi ve havası boğazda birleşip rüzgarla uçuş uçuş yüzüme esiyordu. Rüzgar bedenim ile buluştuğunda benimde hikayemi ve yorgunluğumu alıp yoluna devam ediyordu. Bu tarihi şehrin sokaklarında gizlenen melodiler vardı. Ve herkes kendinden bir melodi koyardı. En önemlisi de her haliyle güzeldi. Yavaş, klasik bir parçaya dalgalar eşlik ediyordu. Hızlı, hareketli bir parçaya köprünün boğazla oluşturduğu eşsiz uyum eşlik ediyordu. Bazen misafir ettiği bir geminin, vapurun sireni boğazın dalga sesine karışıyordu. İstanbul her haliyle bizimdi. Ve her şeye ayak uyduruyordu. Hiç hareket etmeden kendini hayatın akışına bırakıyordu. Ve bize her gün sesleniyordu; Bu kalabalık ile savaşmayın, zamanı kovalamayın ve bırakın kendinizi. Sakinleyin çünkü hayat her koşulda size uyum sağlıyor. Size iyi gelen şeyleri ve Mutluluğu yakalayın ve beni öyle görün. Bırakın içimde yaşayan bu milyonlarca insanın rüzgarı yüzünüze çarpsın. Çünkü hayat her şeyi kucaklayabildiğin an, sana kucaklayacak gücü verir.

Video

0x0 cm